Aç Karna Parol İçilir Mi? Bir Karar Anı ve İçsel Çekişme
Havanın karardığı o soğuk Kayseri akşamında, evin içinde bir tek ben vardım. Bir kadeh çay, biraz da televizyon açıp, yalnızlıkla baş başa kalmak istiyordum. Dışarıda rüzgarın uğultusu, duvarlardan içeri sızan soğuk hava, her şey bana yalnız olduğumu hatırlatıyordu. Ama bu yalnızlık, bir tür huzurdu. Yalnız kaldığımda duygularımın daha net olduğunu hissediyorum, belki de bu yüzden içimi dökmek için yazıya başlıyorum.
O akşam biraz da kafam karışıktı. Hayatın anlamını sorgulayan, sorgulayan da düşündükçe daha da dibe batan bir ruh hali içindeydim. Parol içilmesinin zararı olacağına dair bir takıntı vardı kafamda. Sonra bir anda, “Aç karna parol içilir mi?” sorusu kafamı kurcalamaya başladı.
Bir Yalnızlık Hikâyesi: Hayal Kırıklığı ve Karar Anı
Günlerden bir gün, iş yerinde yoğun bir gün geçirmiştim. O kadar yorulmuştum ki, eve gittiğimde sadece dinlenmek istiyordum. Ama o an, sanki bir şey eksikti. İçimden bir şeyler yapmamı söylüyordu; bu belirsizlik, hayal kırıklığına dönüştü. Bir bakıma neşesizliğim bana bir anlamda huzur da veriyordu. Ama hâlâ kafamda o soru vardı: “Aç karna parol içilir mi?”
Birçok insanın aksine, ben her zaman bir şeyleri düşünmeden yapamam. O yüzden akşamları çayımdan önce hap almak, bana hem alışkanlık hem de bir tür rahatlama sağlıyordu. Ama “Aç karna parol içilir mi?” sorusu, bu alışkanlığımı sorgulamama neden oldu. Elimi kutuya atıp, bir tane almak istedim, ama bir yandan da belki de bu hareketin doğru olmayacağını düşündüm. Parol, basit bir ilaç olabilir belki, ama içmek için uygun bir zaman mıydı? Ya da daha önce duyduğum, “Aç karna ilaç içilmez” uyarıları doğru muydu?
İçsel Çekişme ve Umut Arayışı
Bunlar sadece küçük anlık ikilemler gibi gözükse de, benim için büyük bir sorundu. Kafamda bu soru sürekli dönüp duruyordu: “Gerçekten mi, aç karna parol içilir mi?” O kadar karmaşık bir duygu içindeydim ki, bu basit soru bile bir türlü netleşemedi.
Belki de asıl soru, aslında hayatımda neyin doğru, neyin yanlış olduğunu sorgulamamdı. Bazen insan, sadece bir hap alarak geçici olarak rahatlamak istiyor. Diğer zamanlarda ise, bu rahatlamayı bir çıkış yolu olarak görmek, bizi daha çok zorlayabiliyor. Hepimiz hayatın yükü altında eziliyoruz, ama bu yük, bazen küçük seçimlerle daha da ağırlaşıyor.
Ve ben, o akşam parol alıp içip içmeme kararı verirken, aynı zamanda hayatımın kararını da veriyordum gibi hissettim. Bir yanda çözüm arayışı, bir yanda yaşamın her anının bedeliyle yüzleşme korkusu… İki arada bir derede kalmıştım.
Karar Verme Anı: Heyecan ve Umut
Bir an içimden bir şey bana, “Al işte, şimdi iç” dedi. Ama bir anda kafamda başka bir ses yükseldi: “Bu karar, sadece bir hap almakla bitmez.” O an, aç karna parol alıp içmekle, sadece bedensel bir karar almak değil, aynı zamanda hayatla olan ilişkimin de bir dönüm noktasına geldiğini fark ettim. Bazen o kadar basit şeyler vardır ki, onlara karar verirken bile hayatın tüm anlamını sorgularsınız. O an, parol almaktan daha önemli olan şey, kendi içimdeki huzursuzluğu kabullenebilmekti. İlaç, bir rahatlama aracıydı, ama asıl rahatlık, duygularımı anlamak ve onları kabul etmekti.
O gece parol alıp içmedim. Havanın kararmasının, rüzgarın uğultusunun ve kafamdaki belirsizliğin arasında, parol yerine kendimi dinlemeyi tercih ettim. Küçük bir karar ama büyük bir fark yaratmıştı. Kendi içsel çatışmalarımı anlamaya başladım, belki de bu yüzden o gece parol içmek, bana çok daha uzak geldi. Yavaşça, yavaşça, o karmaşık duygularım yerini bir umut kırıntısına bıraktı.
Sonuçta Ne Olmuştu?
Bazen hayatta her şeyin yerli yerine oturması zaman alır. Benim için de o an, sadece bir hap almak değil, kendi içsel çatışmalarımı anlamak, duygularımı anlamakla ilgiliydi. İçimden geçen bu düşünceler, bana umut verdi. “Aç karna parol içilir mi?” sorusu küçük bir ikilem gibi gözükse de, aslında çok daha derin bir soruydu. İnsanların en çok korktuğu şey, doğruyu bulmak değil; duygularıyla yüzleşmek ve kabul etmektir.
O akşam, parol içmemekle birlikte bir adım daha attım. Kendi duygularımla yüzleşmek, belki de bu hayatta en önemli kararımızdı. Kendimi dinledim, ve bu, beni bir adım daha ileriye götürdü. O gece parol içmedim ama belki de daha büyük bir şeyin farkına vardım: Gerçek çözüm, her zaman basit bir hapta değil, duygularımızı kabul etmekteydi.