Kışın Ortasında Başlayan Sessiz Panik Kayseri’nin kışı her zaman sert olur ama bu yıl sanki biraz daha içe işliyordu. Sabahları pencereye vurup buz tutmuş camı kazıdığımda, dışarıdaki dünya bana uzak bir masal gibi geliyordu. 25 yaşındayım. Yalnız yaşıyorum. Küçük bir apartman dairesi, eski bir kombi ve sürekli aynı rutine bağlanmış günler… Bir de içimde sürekli büyüyen o garip huzursuzluk. O gün işten erken çıkmıştım. Yorgundum ama garip bir şekilde eve gidip sıcak bir duş almak bana iyi gelecek gibi hissetmiştim. Kapıyı açtığımda ilk dikkatimi çeken şey sessizlik oldu. Normalde kombi hafif bir uğultu yapardı ama bu kez ses fazla keskin,…
Yorum BırakHızlı Bilgi Molası Yazılar
Kışın Ortasında Başlayan Sessiz Panik Kayseri’nin kışı her zaman sert olur ama bu yıl sanki biraz daha içe işliyordu. Sabahları pencereye vurup buz tutmuş camı kazıdığımda, dışarıdaki dünya bana uzak bir masal gibi geliyordu. 25 yaşındayım. Yalnız yaşıyorum. Küçük bir apartman dairesi, eski bir kombi ve sürekli aynı rutine bağlanmış günler… Bir de içimde sürekli büyüyen o garip huzursuzluk. O gün işten erken çıkmıştım. Yorgundum ama garip bir şekilde eve gidip sıcak bir duş almak bana iyi gelecek gibi hissetmiştim. Kapıyı açtığımda ilk dikkatimi çeken şey sessizlik oldu. Normalde kombi hafif bir uğultu yapardı ama bu kez ses fazla keskin,…
Yorum BırakKışın Ortasında Başlayan Sessiz Panik Kayseri’nin kışı her zaman sert olur ama bu yıl sanki biraz daha içe işliyordu. Sabahları pencereye vurup buz tutmuş camı kazıdığımda, dışarıdaki dünya bana uzak bir masal gibi geliyordu. 25 yaşındayım. Yalnız yaşıyorum. Küçük bir apartman dairesi, eski bir kombi ve sürekli aynı rutine bağlanmış günler… Bir de içimde sürekli büyüyen o garip huzursuzluk. O gün işten erken çıkmıştım. Yorgundum ama garip bir şekilde eve gidip sıcak bir duş almak bana iyi gelecek gibi hissetmiştim. Kapıyı açtığımda ilk dikkatimi çeken şey sessizlik oldu. Normalde kombi hafif bir uğultu yapardı ama bu kez ses fazla keskin,…
Yorum Bırak30 Derecede Çamaşır Çeker mi? Düşük Sıcaklıkta Yıkamanın Gerçek Etkileri Çamaşır makinesinin başında elimde bir tişörtle durup “Bunu 30 derecede yıkasam acaba küçülür mü?” diye düşündüğüm zamanlar oldu. Özellikle sevdiğim bir gömlek ya da yeni aldığım bir kazak söz konusuysa insan ister istemez biraz tedirgin oluyor. Sonuçta bir kıyafeti birkaç kez giydikten sonra formunu kaybettiğini görmek hiç hoş değil. Günümüzde çoğumuz zamandan tasarruf etmek, elektrik faturasını biraz olsun azaltmak ve kıyafetlerimizin daha uzun süre dayanmasını sağlamak için düşük sıcaklıklarda çamaşır yıkamayı tercih ediyoruz. Fakat akıllardaki en büyük soru değişmiyor: 30 derecede çamaşır çeker mi? Bu sorunun cevabı aslında tek kelimeyle…
Yorum BırakArda Tur’un sahibi kimdir? Antropolojik Bir Bakışla Sahiplik, Kültür ve Kimlik Üzerine Bir İnceleme Farklı toplumların hikâyelerini dinlemeyi, insanların dünyayı nasıl anlamlandırdığını keşfetmeyi ve gündelik hayatın içinde saklı sembolleri okumayı her zaman büyüleyici bulmuşumdur. Bir köy meydanındaki sohbetten büyük bir şirketin kuruluş hikâyesine, bir spor kulübünün taraftar kültüründen bir ailenin kuşaktan kuşağa aktardığı değerlere kadar her yerde insanın kendisini ve çevresini tanımlama biçimleriyle karşılaşırız. Bu merakla bakıldığında “Arda Tur’un sahibi kimdir?” sorusu yalnızca bir kişi adı arayışı değildir; aynı zamanda sahiplik, aidiyet, ekonomik ilişkiler ve toplumsal kimlik gibi daha geniş insanlık deneyimlerinin kapısını aralar. Bir kurumun, markanın veya topluluk yapısının…
Yorum BırakTürkiye darbesinde kaç kişi öldü? Rakamların arkasındaki gerçek ve konuşulamayanlar Bazı sorular vardır, cevabı tek cümle gibi görünür ama içine girdikçe o cümle uzar, ağırlaşır, hatta rahatsız eder. “Türkiye darbesinde kaç kişi öldü?” sorusu tam olarak böyle bir soru. İzmir’de yaşayan, sosyal medyada gündemi kaçırmayan, tartışmaya biraz fazla meraklı biri olarak şunu net söyleyeyim: Bu konuya sadece “kaç kişi öldü” diye bakmak, hikâyenin en keskin köşesini görmezden gelmek olur. Çünkü mesele sadece sayı değil; sayıların temsil ettiği hayatlar, korkular ve kırılmalar. Ama yine de en baştan net bir çerçeve çizmek gerekiyor. 12 Eylül 1980 Darbesi: Sayıdan Daha Büyük Bir Karanlık…
Yorum BırakDeğerli Cuka takipçileri, bu yazımızda “Keynesyen iktisatçıların görüşleri nelerdir” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz. Neo-klasik iktisatçılar kimlerdir? Ekonomiyi “rasyonel insan” üzerinden okumaya çalışan büyük düşünce hattı Ekonomi dediğimiz şey çoğu insan için genelde fiyatlar, maaşlar, marketteki etiketler ya da “dolar neden yükseldi” sorusuyla sınırlı kalıyor. Ama işin akademik tarafına girdiğinde tablo çok daha geniş bir hikâyeye dönüşüyor. Özellikle de Neo-klasik iktisatçılar kimlerdir? sorusu, modern ekonomiyi anlamanın neredeyse giriş kapısı gibi. Eskişehir’de üniversite çevresinde vakit geçirirken sık sık şunu fark ediyorum: öğrenciler klasik iktisadı az çok duymuş oluyor ama neo-klasik yaklaşım çoğu zaman “soyut bir teori yığını” gibi kalıyor. Aslında…
Yorum BırakAmerika’da Fırıncı Maaşları: Gelirin Ötesinde Bir Zihinsel Harita İnsanların “ne kadar kazanıyorum?” sorusuna verdiği yanıt çoğu zaman yalnızca ekonomik bir bilgi değildir. Bu cevap, aynı anda öz-değer algısını, sosyal karşılaştırmaları ve geleceğe dair beklentileri de içinde taşır. Ücret dediğimiz şey, bir rakamdan ibaret gibi görünür; ancak zihnin içinde çok katmanlı bir anlam alanı yaratır. Özellikle emek yoğun mesleklerde, örneğin fırıncılık gibi günlük ritimle çalışan alanlarda, ücret algısı yalnızca ekonomik değil aynı zamanda duygusal bir deneyime dönüşür. Amerika Birleşik Devletleri bağlamında fırıncı maaşlarına bakarken de mesele yalnızca “kaç dolar kazanılıyor?” sorusu değildir; “bu kazanç nasıl hissediliyor?” sorusu da en az onun…
Yorum BırakHelen Keller hastalığı nedir? Sevgili Cuka takipçileri, bugünkü yazımızda “Helen Keller hastalığı nedir” konusuna odaklanıyoruz. Çocukken okulda ilk kez Helen Keller’ın hikâyesini duyduğumda, öğretmenimizin anlattıkları uzun süre aklımdan çıkmamıştı. Ankara’da soğuk bir kış sabahıydı, sınıfın camları buğulanmış, dışarıda gri bir gökyüzü vardı. Hepimiz sıralarda sessizce otururken öğretmenimiz “duyamayan ve göremeyen bir insanın dünyayı nasıl öğrendiğini” anlatmaya başlamıştı. O gün “Helen Keller hastalığı nedir?” sorusu zihnime kazınmıştı ama yıllar içinde fark ettim ki aslında bu ifade tıbbi bir hastalık adı değil, daha çok yanlış yerleşmiş bir kullanım. Bugün bu konuyu biraz hem veri hem de insan hikâyeleri üzerinden anlatmak istiyorum. Çünkü…
Yorum BırakSimya Ne Demek Kısaca? Toplumsal Hayatın Görünmeyen Dönüşüm Mantığı Üzerine Bir Düşünme Alanı Aradığınız Simya ne demek kısaca bilgileri burada olabilir; Cuka olarak tüm detayları derledik. Bazen bir kelimeye bakarken, onun yalnızca tanımını değil, taşıdığı insanlık tarihini de sezmek mümkün olur. “Simya ne demek kısaca?” sorusu ilk bakışta basit bir sözlük karşılığı arayışı gibi görünür: simya, maddeleri özellikle de metalleri dönüştürmeye, altın elde etmeye ve ölümsüzlük iksirini bulmaya yönelik eski bir bilgi geleneğidir. Ancak bu tanım, yalnızca yüzeydir. Çünkü simya, aynı zamanda toplumların bilgiye, güce, inanca ve dönüşüme nasıl baktığını anlamak için güçlü bir sosyolojik metafordur. Birçok insanın gündelik yaşamında…
Yorum Bırak